
Bekir Karadeniz
Uzayda Bir Işık
KaraMavi Yayınları
2. Baskı, 2017
ISBN 978-605-5825-40-9
12,5 x 19,5 cm, 128 Sayfa
90,- ₺
Kitap İstek FormuUzayda Bir Işık
KaraMavi Yayınları
2. Baskı, 2017
ISBN 978-605-5825-40-9
12,5 x 19,5 cm, 128 Sayfa
90,- ₺
Sevdiğim
Sevdiğim buluttan öte uzaksın
Bir türlü yanına varamadığım
Attığım her adımdaki tuzaksın
İsteyip içine giremediğim
Gün oldu yokluğun beni dağladı
İnanç duvar oldu tuttu eğledi
Saçların bir zincir kolum bağladı
Uğraşıp didinip kıramadığım
Geçmiyor günlerim sıladan ırak
Yapraklar sarardı toprağım kurak
Nerdesin Deniz’i aldı bir merak
Düşümden öteye saramadığım
* * *
Türkü
Deli Çoruh yeşil yeşil akarken
Kaçkar’ın başında kar olur türkü
Düğünde sevdalar yürek yakarken
Kol kola girer de bar olur türkü
Sazı omuzunda gezer dolaşır
Bir lokma ekmeği dostla bölüşür
Kerkük’ten uzanıp Kars’a ulaşır
Aşığın elinde tar olur türkü
Bir yar için gurbet elde kalınca
Garip başın dertten derde salınca
Ağrı’dan aşmayı göze alınca
Geçit vermez yolda dar olur türkü
Ürgüp’ten de çıktığını bilirler
Araba kırılır yolda kalırlar
Bu aleme ıslah için gelirler
Semaha dönerken pir olur türkü
Kütahya’nın pınarından içer de
Doldurup badeyi serden geçer de
Gönül kapısını dosta açar da
Kötüye yol vermez sur olur türkü
Çarşamba’yı sele boğan nehirdir
Vefasız dostlara varan kahırdır
Şamili’nin kahvesinde zehirdir
Genç yaşta ölene zor olur türkü
Ramazan Ustanın cura sazıyla
Torosların mor çiçekli yazıyla
Ceylan gibi seker eda nazıyla
Tuzağa düşüren tor olur türkü
Bin bir mihnet ile dosta varılır
Gün olur ki nazlı yare darılır
Bir bakarsın dertli sazı kırılır
Aşığın bağrına har olur türkü
Devrent Deresinde vadesiz ölür
Gurbet ellerinde çaresiz kalır
Bir tek teselliyi kendinde bulur
Karanlık gecede nur olur türkü
Umut kalmamışken köşe bucakta
Yol alırken küçük yavru kucakta
Bunalırsa insan sarı sıcakta
Serin bahçelerde nar olur türkü
Turnalarla diyar diyar dolaşır
Koyun olur ardı sıra meleşir
Gizli gizli tenhalarda buluşur
Bir kiraz dibinde yar olur türkü
Emrah’ın tütünü arşa çıkarsa
Bir ah edip Kerem gibi yakarsa
Gün gelir de hayatından bıkarsa
En son gideceği yer olur türkü
Giresun’da Eşref Beye yakılır
Erzincan’da ağ gerdana takılır
Vefasız yar için boyun bükülür
Dosta verilmeye ser olur türkü
Al’İzzet’le düzen verir sazına
Veysel yüreğiyle bakar yüzüne
Akarsu’yu yakar aşkın közüne
Sivas’ta yüreğe kor olur türkü
Bir gün bu yerlerde divan kurulur
Bolu’da zalime hesap sorulur
Çamlıbel’den yayan çıkar yorulur
Alında beş damla ter olur türkü
Gün olur gülleri açmadan solar
Yari düşününce gözleri dolar
Devran Baba gibi saçını yolar
Bir bakarsın başta kır olur türkü
Bir güzelin sevdasına yanmadan
Ak çeşmeden sular içip kanmadan
Ürgüp çöllerinden geri dönmeden
Atlar azgın sele ar olur türkü
Şerbet vardır dudağında dilinde
Kemer olur sevgilinin belinde
İlkbaharda leylakların dalında
Çiçekten çiçeğe mor olur türkü
Nurhak dağlarında oba kurulur
Mezar arasında kama vurulur
Bakar sol yanında canlar verilir
Bir düşmanla bin bir şer olur türkü
Arı her çiçekten yaratır balı
Kimine bir çalı akasya dalı
Kimi yeşil sever kimi de alı
Bütün gönüllerde bir olur türkü
Gördüğü rüyayı hayra yoramaz
Bağlasalar gurbet elde duramaz
Serenlerden gece geçer göremez
Bakan gözler ile kör olur türkü
Daimi’yle bağlaması coşar da
Her güzele başka türkü koşar da
Durmaz bu yerlerde dağlar aşar da
Gider diyar diyar sır olur türkü
Dost yüreğe ateş olup aksalar
Mahzuni’yle zindanlara soksalar
Kollarına kelepçeler taksalar
Koparıp atar da hür olur türkü
Sümmani’yle bir sualdir sorulur
Şenlik olur tüm cevaplar verilir
Pir Sultan Deniz’de ölür dirilir
Her an yüreklerde var olur türkü
* * *
Sevgiyi Gördüm
Bakınca geçen zamana
Yıllarda sevgiyi gördüm
Yıllar yaktı yıktı dünü
Küllerde sevgiyi gördüm
Kül olup savruldum göğe
Kan yaş ile çıktım dağa
Gönlümü verip dost bağa
Güllerde sevgiyi gördüm
Gülü sevdiğime sundum
Aç susuz çöllerde yandım
Ekmeği çiçeğe bandım
Ballarda sevgiyi gördüm
Bal arıyla özün bulur
Dostluklar yarım mı kalır
İnsan olan sözün bilir
Dillerde sevgiyi gördüm
Dilden düşürmem doğruyu
Tanıdım gördüm eğriyi
Koymadım Van’ı Ağrı’yı
İllerde sevgiyi gördüm
İller viraneye dönmüş
Ocağın ateşi sönmüş
Yaralı bülbüller konmuş
Dallarda sevgiyi gördüm
Dallar açtı çiçek çiçek
Boğaza dayandı bıçak
Kimi yasal kimi kaçak
Hallerde sevgiyi gördüm
Halimi sulara yazdım
İkiyüzlülerden bezdim
Ovalar dağları gezdim
Bellerde sevgiyi gördüm
Belimi bu sevda büktü
Evimi barkımı yıktı
Gözyaşım çağlayıp aktı
Sellerde sevgiyi gördüm
Sel olup yolumu buldum
Buharlaşıp yağmur oldum
Döküldüm çukura doldum
Göllerde sevgiyi gördüm
Sevda gölünü taşıran
Karlı dağları aşıran
Bir vaha gibi yeşeren
Çöllerde sevgiyi gördüm
Susuzum çöllerde kaldım
Kumlarda kurudum soldum
Sevdanın renginde güldüm
Allarda sevgiyi gördüm
Al yeşil sarı dererek
Gelen geçene sorarak
Deniz’de yelken gererek
Yellerde sevgiyi gördüm
* * *
Bana
Derinlerden gelip güne ulaştım
Yüzeyde bu yaşam mal oldu bana
Doğu batı güney gezip dolaştım
Kuzeyde buzullar sal oldu bana
Benliğimi halden hale bürüdüm
Kadir bilmez beyinlerde çürüdüm
Yetmedi bu dünya Marsa yürüdüm
Uzayda bir ışık yol oldu bana
Deniz’de yürekten söyleştiğimiz
Bir bıçak sırtında eğleştiğimiz
İçerek bir ömür paylaştığımız
Düzeyde bir damla göl oldu bana
* * *
Bana Yazdılar
Bu dünyayı pay eyleyip
Şaşmayı bana yazdılar
Aşk budur diye söyleyip
Coşmayı bana yazdılar
Kimi düzgün kimi eğri
Umutla sevgiye çağrı
Ömür boyu yare doğru
Koşmayı bana yazdılar
İnanıp kandım sözüne
Hep razı oldum azına
Damla olup yeryüzüne
Düşmeyi bana yazdılar
Yemem bir lokma aşını
Gördüm yazını kışını
Karlı dağların başını
Aşmayı bana yazdılar
Sözümü bir yana koyup
Sana kalan budur deyip
Gözyaşımı sele sayıp
Taşmayı bana yazdılar
Elden aldırdım sırayı
İstemem köşkü sarayı
Kabuk bağlayan yarayı
Deşmeyi bana yazdılar
Gözüm yok elin varında
Neler görmüştüm yarında
Kırk yıl cehennem narında
Pişmeyi bana yazdılar
Deniz’deki nazarımı
Soydular hep üzerimi
En sonunda mezarımı
Eşmeyi bana yazdılar
* * *
Saydılar
Boşa gitti bunca yılın emeği
Çalıştım didindim yoğa saydılar
Önümdeki kuru yavan yemeği
Aldılar elimden yağa saydılar
Unuttum yaşamın tadı tuzunu
Türküsünü bestesini sazını
Razı olup kabullendim azını
Hesap kitap edip çoğa saydılar
Nice sırrı ben içimde gizlerim
İnsanların dostluğunu özlerim
Belki bir gün anlaşılır sözlerim
Deniz oldum yine sığa saydılar
* * *
Ararım
Ararım başka yerlerde
Yol ötesi iz ararım
Kutup ardında karlarda
Gül ötesi yaz ararım
Yokluğun gerçek varında
Karanlık evren nurunda
Donup cehennem narında
Kül ötesi buz ararım
Kırk sene rüyaya dalan
Gerçeği gönülde bulan
Konuşmayı yersiz kılan
Dil ötesi söz ararım
Yazılmamış yazgılarla
İnsanüstü sezgilerle
Çalınmayan ezgilerle
Tel ötesi saz ararım
Damla Deniz ayırmayan
Hiçbir cana buyurmayan
Karıncayı doyurmayan
Bol ötesi az ararım
* * *
Zeynep
Ezelden gelir de ebede gider
Değişmez sevdanın töresi Zeynep
Bir bakış bilgeyi divane eder
Dür olur çevresi yöresi Zeynep
Leyl ü nehar geçer imiş zamandan
Ayrılır yolları ahd u amandan
Şeyh Sanan vazgeçer külli imandan
Hükmeden o çeşm-i karası Zeynep
Günü gelir şems ü kameri batar
Son demi terk eder turaba yatar
Katreyi sel ile önüne katar
Dökülür Deniz’e deresi Zeynep
* * *
Bugünler
Bir garip cemaat oluştu belli
Karışıklık düzen oldu bugünler
Nadanlar her varı bölüştü belli
İnsanlığı bozan oldu bugünler
Herkesi bir yöne götürmek için
Doğru düşüneni bitirmek için
Elinde kalemi batırmak için
Tutanlar hep yazan oldu bugünler
Ömründe her şeye bir nifak katan
Daima haksızın eteğin tutan
Peş peşe üç tane palavra atan
Geleceği sezen oldu bugünler
Kara gece hiç sabaha çıkmadı
Dereler tutuldu sular akmadı
Kurudu ekinler kimse bakmadı
Tarlalar hep hozan oldu bugünler
Dünyayı çöp gibi ateşe yakan
Sevgi duvarını kökünden yıkan
Yavuz hırsız gibi ortaya çıkan
Gerçeklere kızan oldu bugünler
Doğrular düşüyor kedere gama
Delikler çoğaldı tutmuyor yama
Eşeklere saygım sonsuzdur ama
Anıranlar ozan oldu bugünler
Hayatında dost yüzüne gülmeyen
İnsanlıktan yana bir söz bilmeyen
Ömründe bir kere dürüst olmayan
Ahret için mizan oldu bugünler
Benliğin baş bilen başıboş başlar
Vatan millet diye cinayet işler
Böyle gitmez devran söküldü taşlar
Diyen oyunbozan oldu bugünler
Kimse anlamadı bu nasıl düzen
Yok mudur acaba ağzını büzen
Deniz’e atılmış başıboş gezen
Mayın gibi yüzen oldu bugünler
* * *
Aşka Düşeli
Savrulup kaldım
Aşka düşeli
Kendimi bildim
Aşka düşeli
Gerçek göründü
Gönül arındı
Çula sarındı
Aşka düşeli
Zinciri kırar
Dağları yarar
Ateşler sarar
Aşka düşeli
Deniz’de Bekir
İsmini okur
Başta yok fikir
Aşka düşeli
Sabahattin Ali gibi
Sevdiğim buluttan öte uzaksın
Bir türlü yanına varamadığım
Attığım her adımdaki tuzaksın
İsteyip içine giremediğim
Gün oldu yokluğun beni dağladı
İnanç duvar oldu tuttu eğledi
Saçların bir zincir kolum bağladı
Uğraşıp didinip kıramadığım
Geçmiyor günlerim sıladan ırak
Yapraklar sarardı toprağım kurak
Nerdesin Deniz’i aldı bir merak
Düşümden öteye saramadığım
* * *
Türkü
Zafer Gündoğdu’ya
Deli Çoruh yeşil yeşil akarken
Kaçkar’ın başında kar olur türkü
Düğünde sevdalar yürek yakarken
Kol kola girer de bar olur türkü
Sazı omuzunda gezer dolaşır
Bir lokma ekmeği dostla bölüşür
Kerkük’ten uzanıp Kars’a ulaşır
Aşığın elinde tar olur türkü
Bir yar için gurbet elde kalınca
Garip başın dertten derde salınca
Ağrı’dan aşmayı göze alınca
Geçit vermez yolda dar olur türkü
Ürgüp’ten de çıktığını bilirler
Araba kırılır yolda kalırlar
Bu aleme ıslah için gelirler
Semaha dönerken pir olur türkü
Kütahya’nın pınarından içer de
Doldurup badeyi serden geçer de
Gönül kapısını dosta açar da
Kötüye yol vermez sur olur türkü
Çarşamba’yı sele boğan nehirdir
Vefasız dostlara varan kahırdır
Şamili’nin kahvesinde zehirdir
Genç yaşta ölene zor olur türkü
Ramazan Ustanın cura sazıyla
Torosların mor çiçekli yazıyla
Ceylan gibi seker eda nazıyla
Tuzağa düşüren tor olur türkü
Bin bir mihnet ile dosta varılır
Gün olur ki nazlı yare darılır
Bir bakarsın dertli sazı kırılır
Aşığın bağrına har olur türkü
Devrent Deresinde vadesiz ölür
Gurbet ellerinde çaresiz kalır
Bir tek teselliyi kendinde bulur
Karanlık gecede nur olur türkü
Umut kalmamışken köşe bucakta
Yol alırken küçük yavru kucakta
Bunalırsa insan sarı sıcakta
Serin bahçelerde nar olur türkü
Turnalarla diyar diyar dolaşır
Koyun olur ardı sıra meleşir
Gizli gizli tenhalarda buluşur
Bir kiraz dibinde yar olur türkü
Emrah’ın tütünü arşa çıkarsa
Bir ah edip Kerem gibi yakarsa
Gün gelir de hayatından bıkarsa
En son gideceği yer olur türkü
Giresun’da Eşref Beye yakılır
Erzincan’da ağ gerdana takılır
Vefasız yar için boyun bükülür
Dosta verilmeye ser olur türkü
Al’İzzet’le düzen verir sazına
Veysel yüreğiyle bakar yüzüne
Akarsu’yu yakar aşkın közüne
Sivas’ta yüreğe kor olur türkü
Bir gün bu yerlerde divan kurulur
Bolu’da zalime hesap sorulur
Çamlıbel’den yayan çıkar yorulur
Alında beş damla ter olur türkü
Gün olur gülleri açmadan solar
Yari düşününce gözleri dolar
Devran Baba gibi saçını yolar
Bir bakarsın başta kır olur türkü
Bir güzelin sevdasına yanmadan
Ak çeşmeden sular içip kanmadan
Ürgüp çöllerinden geri dönmeden
Atlar azgın sele ar olur türkü
Şerbet vardır dudağında dilinde
Kemer olur sevgilinin belinde
İlkbaharda leylakların dalında
Çiçekten çiçeğe mor olur türkü
Nurhak dağlarında oba kurulur
Mezar arasında kama vurulur
Bakar sol yanında canlar verilir
Bir düşmanla bin bir şer olur türkü
Arı her çiçekten yaratır balı
Kimine bir çalı akasya dalı
Kimi yeşil sever kimi de alı
Bütün gönüllerde bir olur türkü
Gördüğü rüyayı hayra yoramaz
Bağlasalar gurbet elde duramaz
Serenlerden gece geçer göremez
Bakan gözler ile kör olur türkü
Daimi’yle bağlaması coşar da
Her güzele başka türkü koşar da
Durmaz bu yerlerde dağlar aşar da
Gider diyar diyar sır olur türkü
Dost yüreğe ateş olup aksalar
Mahzuni’yle zindanlara soksalar
Kollarına kelepçeler taksalar
Koparıp atar da hür olur türkü
Sümmani’yle bir sualdir sorulur
Şenlik olur tüm cevaplar verilir
Pir Sultan Deniz’de ölür dirilir
Her an yüreklerde var olur türkü
* * *
Sevgiyi Gördüm
»Keşke herkes beni Bekir Karadeniz kadar anlasaydı.«
Abdurrahim Karakoç
Bakınca geçen zamana
Yıllarda sevgiyi gördüm
Yıllar yaktı yıktı dünü
Küllerde sevgiyi gördüm
Kül olup savruldum göğe
Kan yaş ile çıktım dağa
Gönlümü verip dost bağa
Güllerde sevgiyi gördüm
Gülü sevdiğime sundum
Aç susuz çöllerde yandım
Ekmeği çiçeğe bandım
Ballarda sevgiyi gördüm
Bal arıyla özün bulur
Dostluklar yarım mı kalır
İnsan olan sözün bilir
Dillerde sevgiyi gördüm
Dilden düşürmem doğruyu
Tanıdım gördüm eğriyi
Koymadım Van’ı Ağrı’yı
İllerde sevgiyi gördüm
İller viraneye dönmüş
Ocağın ateşi sönmüş
Yaralı bülbüller konmuş
Dallarda sevgiyi gördüm
Dallar açtı çiçek çiçek
Boğaza dayandı bıçak
Kimi yasal kimi kaçak
Hallerde sevgiyi gördüm
Halimi sulara yazdım
İkiyüzlülerden bezdim
Ovalar dağları gezdim
Bellerde sevgiyi gördüm
Belimi bu sevda büktü
Evimi barkımı yıktı
Gözyaşım çağlayıp aktı
Sellerde sevgiyi gördüm
Sel olup yolumu buldum
Buharlaşıp yağmur oldum
Döküldüm çukura doldum
Göllerde sevgiyi gördüm
Sevda gölünü taşıran
Karlı dağları aşıran
Bir vaha gibi yeşeren
Çöllerde sevgiyi gördüm
Susuzum çöllerde kaldım
Kumlarda kurudum soldum
Sevdanın renginde güldüm
Allarda sevgiyi gördüm
Al yeşil sarı dererek
Gelen geçene sorarak
Deniz’de yelken gererek
Yellerde sevgiyi gördüm
* * *
Bana
Uzayda Bir Işık
Derinlerden gelip güne ulaştım
Yüzeyde bu yaşam mal oldu bana
Doğu batı güney gezip dolaştım
Kuzeyde buzullar sal oldu bana
Benliğimi halden hale bürüdüm
Kadir bilmez beyinlerde çürüdüm
Yetmedi bu dünya Marsa yürüdüm
Uzayda bir ışık yol oldu bana
Deniz’de yürekten söyleştiğimiz
Bir bıçak sırtında eğleştiğimiz
İçerek bir ömür paylaştığımız
Düzeyde bir damla göl oldu bana
* * *
Bana Yazdılar
Bu dünyayı pay eyleyip
Şaşmayı bana yazdılar
Aşk budur diye söyleyip
Coşmayı bana yazdılar
Kimi düzgün kimi eğri
Umutla sevgiye çağrı
Ömür boyu yare doğru
Koşmayı bana yazdılar
İnanıp kandım sözüne
Hep razı oldum azına
Damla olup yeryüzüne
Düşmeyi bana yazdılar
Yemem bir lokma aşını
Gördüm yazını kışını
Karlı dağların başını
Aşmayı bana yazdılar
Sözümü bir yana koyup
Sana kalan budur deyip
Gözyaşımı sele sayıp
Taşmayı bana yazdılar
Elden aldırdım sırayı
İstemem köşkü sarayı
Kabuk bağlayan yarayı
Deşmeyi bana yazdılar
Gözüm yok elin varında
Neler görmüştüm yarında
Kırk yıl cehennem narında
Pişmeyi bana yazdılar
Deniz’deki nazarımı
Soydular hep üzerimi
En sonunda mezarımı
Eşmeyi bana yazdılar
* * *
Saydılar
Boşa gitti bunca yılın emeği
Çalıştım didindim yoğa saydılar
Önümdeki kuru yavan yemeği
Aldılar elimden yağa saydılar
Unuttum yaşamın tadı tuzunu
Türküsünü bestesini sazını
Razı olup kabullendim azını
Hesap kitap edip çoğa saydılar
Nice sırrı ben içimde gizlerim
İnsanların dostluğunu özlerim
Belki bir gün anlaşılır sözlerim
Deniz oldum yine sığa saydılar
* * *
Ararım
Ararım başka yerlerde
Yol ötesi iz ararım
Kutup ardında karlarda
Gül ötesi yaz ararım
Yokluğun gerçek varında
Karanlık evren nurunda
Donup cehennem narında
Kül ötesi buz ararım
Kırk sene rüyaya dalan
Gerçeği gönülde bulan
Konuşmayı yersiz kılan
Dil ötesi söz ararım
Yazılmamış yazgılarla
İnsanüstü sezgilerle
Çalınmayan ezgilerle
Tel ötesi saz ararım
Damla Deniz ayırmayan
Hiçbir cana buyurmayan
Karıncayı doyurmayan
Bol ötesi az ararım
* * *
Zeynep
Ezelden gelir de ebede gider
Değişmez sevdanın töresi Zeynep
Bir bakış bilgeyi divane eder
Dür olur çevresi yöresi Zeynep
Leyl ü nehar geçer imiş zamandan
Ayrılır yolları ahd u amandan
Şeyh Sanan vazgeçer külli imandan
Hükmeden o çeşm-i karası Zeynep
Günü gelir şems ü kameri batar
Son demi terk eder turaba yatar
Katreyi sel ile önüne katar
Dökülür Deniz’e deresi Zeynep
* * *
Bugünler
Bir garip cemaat oluştu belli
Karışıklık düzen oldu bugünler
Nadanlar her varı bölüştü belli
İnsanlığı bozan oldu bugünler
Herkesi bir yöne götürmek için
Doğru düşüneni bitirmek için
Elinde kalemi batırmak için
Tutanlar hep yazan oldu bugünler
Ömründe her şeye bir nifak katan
Daima haksızın eteğin tutan
Peş peşe üç tane palavra atan
Geleceği sezen oldu bugünler
Kara gece hiç sabaha çıkmadı
Dereler tutuldu sular akmadı
Kurudu ekinler kimse bakmadı
Tarlalar hep hozan oldu bugünler
Dünyayı çöp gibi ateşe yakan
Sevgi duvarını kökünden yıkan
Yavuz hırsız gibi ortaya çıkan
Gerçeklere kızan oldu bugünler
Doğrular düşüyor kedere gama
Delikler çoğaldı tutmuyor yama
Eşeklere saygım sonsuzdur ama
Anıranlar ozan oldu bugünler
Hayatında dost yüzüne gülmeyen
İnsanlıktan yana bir söz bilmeyen
Ömründe bir kere dürüst olmayan
Ahret için mizan oldu bugünler
Benliğin baş bilen başıboş başlar
Vatan millet diye cinayet işler
Böyle gitmez devran söküldü taşlar
Diyen oyunbozan oldu bugünler
Kimse anlamadı bu nasıl düzen
Yok mudur acaba ağzını büzen
Deniz’e atılmış başıboş gezen
Mayın gibi yüzen oldu bugünler
* * *
Aşka Düşeli
Savrulup kaldım
Aşka düşeli
Kendimi bildim
Aşka düşeli
Gerçek göründü
Gönül arındı
Çula sarındı
Aşka düşeli
Zinciri kırar
Dağları yarar
Ateşler sarar
Aşka düşeli
Deniz’de Bekir
İsmini okur
Başta yok fikir
Aşka düşeli